Kategoriler
Genel

Vendor Management Office (VMO)

vmo

Vendor Management – Tedarikçi Yönetimi konusu kurumlar için oldukça önemli bir konu haline geldi. Hem ürün hem de hizmet alımında vendor management kritik öneme sahip. Kurumlar projelerini, Vendor’larla müşterek gerçekleştiriyorlar. Bir anlamda kurumlar ile vendorlar arasında  değer yaratma ilişkisi var. Kurumlar aldıkları ürün ve hizmetler ile kendilerini farklılaştırarak müşterilerine değer yaratmaya çalışıyorlar. Bu çerçeveden konuyu ele alınca VMO’nun ne kadar önemli bir konu olduğu ortaya çıkıyor. Vendor’ları yöneten ekibin sorumluluğu ve kuruma kattığı değer önemli konumda.

Dünyada büyük şirketlerden sonra orta büyüklükteki şirketlerde de VMO kurulumu gündemde. Türkiye’de de birkaç yıldır şirketlerde VMO kurulumu başlamış durumda. Eskiden sadece satın alma departmanlarının vendor seçimi, ödeme yönetimi gibi basit aktiviteleri artık çok daha profesyonel Tedarikçi Yönetim Ofisleri (Vendor Management Office) yapmaya başladılar.

VMO’lar içerisinde vendor manager olarak çalışan kişiler, vendorı şirkette bir proje veya operasyonda onları izliyor, performansları ile ilgili raporlar hazırlıyorlar. Proje Yöneticileri/Operasyon Yöneticileri de içinde oldukları proje/operasyon için vendor performansını izliyor. Proje Yöneticisinin/Operasyon Yöneticisinin vendor’ı izlemesi ortaya çıkaracağı ürün ve onun kalitesiyle ilgili iken Vendor Manager daha üst seviyede vendor’ı izleyip  kurumunun orta ve uzun vadeli stratejilerini oluşturabilecek raporlamalar ile çalışıyor. Ayrıca, Proje Yöneticileri/Operasyon Yöneticileri herhangi bir problemle karşılaştıkları zaman problemi VMO’ya eskale ederek, kurumunun win-win pozisyonunu yakalamaya çalışmasını sağlıyor.

Kurum ile vendor arasındaki ilişki önemli. Kurum vendor’ı nasıl görüyor? Stratejik bir vendor mı? Stratejik değilse hangi kategoride ve nasıl sınıflandırılıyor? Vendor kurumu nasıl görüyor? Sadece para kazandığı bir yer mi yoksa stratejik bir partner mi? Vendor ile kurum arasındaki ilişki stratejik noktada birleşiyor.

Bir Proje veya operasyon içinde önemli bir dış paydaş olan Vendor’lar, VMO ile iki taraf için de daha verimli işbirlikleri sağlıyor.

Yakın bir zamanda tedarikçi yönetimi konusunda standartları belirleyecek bir kurum oluşacaktır.

Vendor Management Institute !

Kategoriler
Genel

Sertifikalar

Evet, artık hayatımızın hemen hemen her noktasında sertifikalar var. Yıllardır Bilişim ve Telekomünikasyon sektöründe çalışıyorum şimdiye kadar gördüğüm, duyduğum sertifika sayısı 100’ü geçmiştir herhalde. Teknik olarak çalışan kişiler için bir sürü sertifika var. Benim mezun olduğum zaman böyle değildi. Şimdi mezun olanlar sertfikaları almak için çaba sarf ediyorlar. Niye?

Bu sertifikaların uluslarası geçerliliği var. Dünyanın herhangi bir yerinde tanınıyor. Bulunduğunuz ülkedeki en iyi üniversiteden mezun olmanızın bir esprisi yok. Dünyaca adı bilinen Amerika’daki MIT, Stanford, Harvard gibi okullardan mezun değilseniz üniversitenizi tanımıyorlar. Diplomayı almak için yıllarınızı vermişsiniz, çalışmışsınız ama dünyaya açılmak istediğinizde diplomanız yeterli olmuyor.

Peki aldığınız sertifika sizi o konuda uzman yapıyor mu? Elbette yapmıyor. Ama o sertifikayı elinizde bulunduruyor olmanız bir pozisyon için eleman seçiminde sizi bir adım öne çıkartıyor. Bu böyle…

Sertifikalar konusunda dünyaya baktığınız zaman Çin gibi, Hindistan gibi nüfusu büyük olan ülkelerde yaşayan kişilerin bu sertifikaların peşinde koştuklarını görüyorsunuz. Görünen o ki hangi konuda uzmansanız, çalışıyorsanız o konuya ilişkin sertifikayı almakta fayda var.


Share
//

Kategoriler
Genel

ITIL

Uzun zamandır ITIL eğitimi alayım ve IT Servis Yönetimi konusunun detaylarına gireyim diye düşünüyordum. Şu sıralar üzerinde çalıştığımız Proje Yönetimi danışmanlığı işi var. O projede danışman olarak görev alacağım. İşi alabilirsek Ocak ya da Şubat gibi başlayacak ve yaklaşık 9 ay sürecek. Danışmanlığı almak isteyen firma danışmanın ITIL bilgisi olmasını istemiş.

20 yılı aşkın bir süre Bilişim sektöründe çalıştım. IT servislerinin bir şekilde içinde bulundum. ITIL, Bilgi Teknolojisi Servislerinin Yönetiminde dünyada kabul edilen ve artık bir standard haline gelmiş bir uygulama. Türkiye’de ITIL’i adam akıllı kullanan benim bildiğim 1-2 şirket var. Uygulaması oldukça zor olan bir konu…

Neyse, ben de 19-21 Aralık 2011 tarihlerinde Educore firmasından ITIL Foundation eğitimi aldım.  Eğitmenimiz Erman Taşkın da bu konuda oldukça iyi bir bilgiye sahipti ve eğitimi gerçek hayattan örnekler vererek bizlere aktardı. Ben de bir eğitmenim, onun için eğitim verenleri biraz daha dikkatle izlerim. Erman Taşkın’ı beğendim.

ITIL konusu çok detaylı. Süreçler, fonksiyonlar, roller… 27 süreç, 5 fonksiyon var.

1. ITIL Service Strategy

2. ITIL Service Design

3. ITIL Service Transition

4. ITIL Service Operation

5. ITIL Continual Service Improvement

Bu 5 konunun kitabı var. Foundation, ITIL’in giriş seviyesi. Daha üst seviyeler çıkmak için daha detaylı eğitimler ve başka sınavlar var. Duyduğum kadarı ile ITIL Expert olabilmek için 15.000$ gibi bir para harcamak gerekiyormuş. Ciddi bir bedel.

Bakalım, zaman içerisinde ITIL konusunda para kazanabileceğimi görürsem üst seviyelere çıkmak için kendime yatırım yapacağım.

Algın Erozan

Kategoriler
Genel

ISACA’dan yeni bir sertifika, CRISC

ISACA (Information Systems Audit and Control Association), 13 Ocak 2010 tarihinde yeni bir sertifikanın duyurusunu yaptı. Bu yeni sertifikanın adı, CRISC ( Certified in Risk and Information Systems Control). Bu sertifika “see risk” diye telaffuz edilecekmiş. Risk tanımlama,risk değerlendirme, risk yanıtlama, risk izleme, Bilgi Sistemleri tasarımı ve kontrolü gibi konularda tecrübesi olan IT profesyonelleri için bu sertifika tasarlanmış.

Bu sertifikayı alabilmek için de ilk önce sınavını geçmek gerekiyor. CRISC sınavı da CISA, CISM, CGEIT gibi yılda iki defa yapılacakmış. Sınavların 2011 yılında başlayacağını belirtmiş ISACA. Bu sertifikaların sınavları Aralık ve Haziran aylarında yapılıyor ve sadece bir tanesi için sınava girilebiliyor. CRISC alabilmek için sınav sonrasında 10 yıl içinde kazanılmış, risk konusuna spesifik 3 yıllık çalışma tecrübesini ISACA’ya göstermek gerekiyormuş.

Bununla beraber diğer sertifikalara sahip olanlar için “grandfathering” programı  2010 Nisan ayında açılacakmış. Bu program sayesinde CISA, CISM ve CGEIT sertifikasına sahip olanlar sınava girmeden bu sertifikayı alabilecekler.

ISACA sertifikalarının tarihçesine ve sertifika adetlerine bakarsak,

CISA (Certified Information Systems Auditor) 1978 yılında başlamış ve şu anda 70.000’den fazla sertifikalı

CISM (Certified Information Security Manager) 2002 yılında başlamış ve şu anda 12.000’den fazla sertifikalı

CGEIT (Certified in the Governance of Enterprise IT) 2006 yılında başlamış ve şu anda 4.000’den fazla sertifikalı

olduğunu görüyoruz. Her yeni sertifikada olduğu gibi CRISC sertifikası da zaman içerisinde kabul görecek ve sertifikalı sayısı artacaktır. Bakalım Türkiye’den kaç kişi bu yeni sertifikaya ilgi gösterecek?

CRISC sertifikası ile ilgili ayrıntılı bilgiye http://www.isaca.org/crisc adresinden ulaşabilirsiniz.

Share/Save/Bookmark

Kategoriler
Genel

3G’ye çok az kaldı…

30 Temmuz 2009 tarihi itibarı ile Türkiye’de 3G (3.kuşak) mobil telefon hizmeti başlıyor. Bütün GSM operatörleri gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. 3G’nin bize sunduğu imkanlara bakınca en önemlisi hızlı internet olacak. Görüntülü konuşma da katma değerli yeni bir servis ama açıkçası ne kadar tutacak bilmiyorum. Yurtdışındaki operatörlere bakıldığında, insanlar bir veya iki defa görüntülü servisi kullanmış, sonra bırakmışlar. Açıkçası ben de kendi kendime düşünüyorum, kaç defa kullanırım, ne kadar ihtiyaç duyarım? Yakınlarımla birkaç defa görüşürüm, sonra devam etmem herhalde. Ama burası Türkiye, belli olmaz bu servis çok da tutabilir. Durum böyle olursa operatörler için yeni bir para kazanma kapısı açılacak.Türk insanı yeni servisleri kullanmayı seviyor. MSN, facebook kullanıcı sayılarına bakıldığında Türkiye, dünyada üst sıralarda. Çok meraklıyız. Artık hayatımızı maalesef masa başında geçiriyoruz.

Internet tarafına gelince, gerçekten şu anda Türkiye’de alabildiğimiz ADSL bağlantı hızından çok daha hızlı internet’e bağlanma imkanı olacak. Kurulan altyapının şu anda sunabildiği hız 14.4Mbps. Operatörler 3G altyapılarını 4G’ye hızlıca geçiş yapmak üzere kuruyorlar. Bu ne demek? O zaman 100Mbps hatta Gbps hızlara ulaşabilmek mümkün olacak. Operatörler 3G internet bağlantısını uygun fiyata verdikleri takdirde ADSL’ye ciddi bir rakip olacak. 31 Temmuz’da ancak büyük şehirlerde 3G hizmeti alabaileceğiz. Fakat 2010 sonuna kadar kapsam genişleyecek. Bu durumda cep telefonunun çektiği her yerden hızlı internet’e bağlanma imkanımız olacak. Internet artık hayatımızın bir parçası, onsuz yapamıyoruz. Gelişmeleri zaman içinde göreceğiz.

Share/Save/Bookmark//